BLOG ELEŞTİRİ

GOL Filmi ELEŞTİRİSİ

 

Dünya sinemasının gelmiş geçmiş en büyük spor filmi desek yanlış yorumlamayız. 2005 yılında ABD’de çekilmiş ve FIFA ile iş birliği yapılmış filmin baş rolde Kuno Becker’in oynarken David Beckham, Zidane, Raul Figo gibi bir çok büyük futbolcuda yer alıyor.

Kuno Becker’in canlandırdığı ana karakter SANTİAGO MUNEZ, küçüklüğünden beri tüm tutkusu hayali futbol olan oldukça yetenekli bir genç.

 

Santiago Meksikalı fakir bir ailenin çocuğuyken ailesi ile birlikte o zamanın hayat mücadelesiyle Amerika’ya Los Angeles’a göç ediyorlar. Çocukluğunu Los Angeles’ta geçiren Santiago okulunu bitirmediği için gündüzleri babasıyla birlikte bahçe temizleme işi yaparken geceleri de bir Çin restoranında mutfakta çalışıyor ve bunlarla birlikte çocukluğundan beri hayali olan futbolu hafta sonları bir amatör kulüpte oynayarak değerlendiriyor.

Oynadığı bir maç esnasında saha kenarında İngiltere’nin eski futbolcularından olan Glen ona hayatının fırsatını tanıyarak İngiltere’ye davet ediyor. Bu davet Santiago’yu heyecanlandırırken, babası boş hayalden başka bir şey olmadığını söyleyip karşı çıkıyor. Santiago bunlara rağmen her şeyi karşısına alıp çocukluğundan beri tutkulu olduğu futbolcu hayali ile İngiltere’ye doğru yola çıkıyor ve Santiago’nun hikayesi başlıyor.

İngiltere’ye gelip hayallerinin peşinden koşan bir gencin hayatını filmde çok güzel şekilde kurgulanmış senaryo görüyoruz. Tabi ki filmde de ana fikir inanmak. Eğer hayallerin varsa gerçekleştirmek için bütün fırsatları kullanmalısın.

 

 

Filmin konusu ne kadar futbol olsa da futbol sevmeyen izleyen için de gayet evrensel bir senaryo var. Aynı zamanda film evrenselliği ile birlikte izleyeni Santiago’nun bir tanıdığıymışçasına izleyeni sürüklüyor ve yaşanılan duyguların tamamını aktarıyor. Bu konuda da senaristi tebrik etmek gerekir. Hayal kurmaktan öteye gidemeyen insanlar içinde gerçekten izlenmesi gereken bir film olduğunun düşünüyorum. Özelikle futbol severlerin keyifle izleyeceğinden eminim.

 

 

 


Darbeyi anlatan ‘Kafes’ Filmi

 

 

Türk sinemasının politik filmlerinden biri olmasına karşın beklide bu sebepten dolayı çoğu sinemada vizyona giremeyen, yönetmenliğini Mahmut Kaptan’ın üstlendiği bir 2015 yapımı bir film.

Film 80 darbesi öncesi ülkücüler ve devrimciler arası çatışmayı konu alıyor. Ve bu çatışmalar esnasında ortaya çıkan çok naif bir aşk hikayesi de var elbette. Çatışma içerisinde olan ülkücüler ve devrimcilerle birlikte filmde aktarılmak istenen fikir bu ülkenin tüm evlatları kardeştir olgusunda orta yoldan ilerliyor ve çatışmaların suçlusu olarak da askeri güç ile beraberinde dış güçleri gösteriyor. Ama olaylar bittiğinde solcuların aklandığını ve birçok masum insanın işkence görüp harcandığına değiniyor.

 

 

Aslında ana fikir çok güzel ‘’Bu vatanın bütün evlatları kardeştir’’, ‘’Hepimiz aynı mahallenin çocuklarıyız’’ ve filmde ismini buradan alıyor zaten. Devrimcisi de ülkücüsü de aynı tastan su içtiği aynı hücrelerde tutulup aynı kafeslerde atıldığından dolayı Kafes.

 

 

Film aynı zamanda edebi açıdan da zengin içerik barındırıyor giriş dahil olmak üzere çoğu sahnede şiir alıntılar var. Bununla birlikte Atilla İlhan gibi şairlerden de söz ediyor. Aslında edebi açıdan filmi zenginleştiren ana karakter diyebiliriz. Ana karakter olan Mehmet Sipahi eli kalem tutan, şiir yazan, adaletli, bilgili, yol gösteren bir mahalle abisi. Filmdeki aşk hikayesi de Mehmet Sipahi ve Elif karakteri arasında geçiyor. Elif’te okumayı, öğrenmeyi seven idealist solcu bir karakter.

 

Özetlemek gerekirse film ‘’bu memleket hepimizin’’ konu başlığında 80 öncesi olayları ele alarak dış güçlerin farklı ideolojideki insanlara düzenlediği oyunlarla birlikte duygusal, naif, izleyene dokunan sahneler içeriyor. Tabi ki ideolojik olarak aynı düşüncede olan insanlara daha çok hitap ediyor olarak görülse de herkes tarafından izlenmesi gereken, izlemeyenlere tavsiye edebileceğim bir film.

 


Limonata Filmi

 

Ünlü oyuncu Ali Atay’ın ilk yönetmenlik deneyimini yaşadığı filmde başrollerini Ertan Saban ve Serkan Keskin oynuyor.

 

Limonata Filminin türü;

Film 2015 yılında komedi, dram olarak vizyona giriyor. Filmin türü filmin isminde verilen mesajda saklı aslında, yürek burkan bir hayat hikayesi ve bu yaşantı sırasında meydana gelen gülünç olaylar.

Makedonya’da yaşayan Suat eski bir tır şoförüdür ve ölümcül bir hastalık nedeniyle yatağa düşer. Oğlu Sakıp’ı yanına çağırır ve ölmeden önceki tek arzusunu açıklar. Suat seneler önce İstanbul’da imam nikahı kıyarak bir kadınla evlenmiştir ve bu evlilikten bir çocuğu olmuştur. Ancak Suat bebekken terk ettiği bu çocuğu hiç görememiştir. Ölmeden önce tek dileği Selim adındaki ikinci çocuğunu bulup ondan helallik istemektir. Bunun için oğlu Sakıp’tan İstanbul’a gidip kardeşini bulmasını ister. Sakıp babasının emektar arabasına atlayıp elinde yalnızca kardeşinin adı ve eski bir adresle İstanbul yollarına düşer.

 

 

Biraz uğraşlar sonucu kardeşini bulan Sakıp, Selimi hiç görmediği babasını kabul ettirmekle ve onu helallik almak için Makedonya’ya götürmek için ikna etmeye çalışır. Bu çabalar sonucunda başarısız olan Sakıp Selim’i içip sızdığı bir günde habersiz şekilde atıp Makedonya yolunu tutarlar. Selim ayıldığında yolu yarılayıp Bulgaristan’a gelmişlerdir bile. Biraz sitem ve öfke sonunda artık Selimde olayı kabullenir ve 35 senelik hiç duymadığı bilmediği kardeşiyle birlikte babalarından helallik almaya giderler. Makedonya’ya vardıklarında babalarının öldüğünü öğrenirler ve izleyenlere duygu yüklü sahneler izlettirirler. Film sonunda babalarını kaybeden Sakıp ve Selim 35 sene sonra birer kardeş kazanmıştır.

Özetle

Türk-Dram seven izleyicinin gayet keyif alarak izleyebileceği, izlerken filmdekileri duyguları alabileceği ve alışagelmiş dram türlerinin dışında farklı bir konu ele aldığı başarılı bir çalışma olmuş. Oyuncu kadrosu olarak kalabalık bir ekip olmasa da, mekan zenginliği ve zaman farklılıkları açısından değerlendirdiğimizde Ali Atay ve ekibi ortaya takdir edilebilecek bir iş çıkardıklarını düşünüyorum. Film içerisindeki olaylardan ise Sakıp’ın Selimi kaçırdığı sahnede; Selim uyuyor olmasına rağmen Sakıp’ın onun pasaportunu alıp sınırı kolayca geçebilmesi haricinde enteresan bir durum yok ve film gerçekçiliğini koruyarak izleyiciye duyguyu aktarıyor.

Kısacası dram seven bir izleyenseniz size Limonata filmini gönül rahatlığıyla önerebilirim.

 


Rampage: Büyük Yıkım

 

Uzay itasyonunda başlayan film, ben her sahneyi yeşil ekran önünde çektim izlenimi veren yönetmenimiz sağolsun paraya kıymış ve bütün efektler harkulade.

 

 

Albino hastası olan maymunumuz George filmin kahramanı abimiz tarafından bulunuyor ve evlatlık oluyor, özgürlük sona erdi dostum. Uzun süreli sevgi ve hayvan sevgisinin bolca işlendiği filmimizde iyilik ver iyilik al diyen yazarlarımız aile kategorisine de ekletiyor filmimizi. Gelelim sonuca, bugün ne izlesem filmlerine eklenir 10 üzerinden 7 buçuk.

 


Yeşil Sokak Holiganları

 

Yeşil Sokak Holiganları, Green Street Hooligans, İngiltere’de geçen futbol holiganizmi ile ilgili 2005 yapımı dram filmidir. Lexi Alexander tarafından yönetilen filmin başrollerini Elijah Wood ve Charlie Hunnam paylaşmaktadır.

 

 

Harvard’ta gazetecilik okuyan Matt, oda arkadaşına ait uyuşturucu kendi  yatağında bulununca okuldan atılır. İngiliz bir adamla evlenmiş ablasının yanına İngiltere’ye taşınmak zorunda kalan Matt, eniştesinin West Ham United fanatiği kardeşi Ben ile takılmaya başlar.

Futbol konusunda en ufak bir bilgisi olmayan yumuşak başlı Matt kendini West Ham United taraftar grubu GSE(Green Street Elite)’nin içinde bulur. Ablasının ve eniştesinin uyarılarına rağmen Ben ve arkadaşlarıyla maçlara gitmeye, kavgalara karışmaya başlayan Matt, bunca zamandır içinde biriktirdiği şiddeti dışa vurarak ve kendini anlamsız bir fanatikliğin içinde bulacaktır.

Bir kadın  yönetmenden futbolun artık yalnızca futbol olmadığına dair sarsıcı bir dram. Futbolun kalbinin attığı İngiltere’de giderek artmaya başlayan holiganlığı ve fanatizmi en sert biçimde ortaya koyan Yeşil Sokak Holiganları, Milwall ve West Ham United klüpleri arasındaki rekabete dair de güzel sekanslar barındırıyor.

 

 

Film’de fanatizm ve holiganlığın her insanın içinde bulunduğu ve bunu tek başına  dışa vuramadığını, her insanın içerisinde bir parça şiddet ve kavgaya eğilim olduğunun altını çizmiştir. Aynı zamanda İngiltere’nin farklı bölgelerinden olan iki rakip takım arasındaki rekabetle de yerel desteğin, yaşadığın yeri savunmanın ve aidiyet duygularını ön plana çıkartarak bu hususlara verilen önemi göstermiştir.

Özetle

İzleyene anlatılmak istenen sessiz içine kapanık insanların dahi, söyleyemediklerini, yapamadıklarını, dışa vuramadıklarını ve istedikleri gibi davranamadıklarını futbol ve holiganizm gibi insana kendini özgür hissettiren aktivitelerle gerçekleştirebileceğini göstermiştir. Futbol ve holiganizmin bunların dışında günlük sıkıcı hayatlardan bir farklılığı da ortaya koyduğu ve bazı insanların yaşama biçimi olduğunu belirtmektedir.

Futbolla arası iyi olan izleyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum bakış açısı olarak da insana bir şeyler katabilecek seviyede kaliteli bir yapım.